GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE KÜRTLERİNİN SİYASET VE PARLAMENTO DEN

2013-01-18 05:23:00
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE KÜRTLERİNİN SİYASET VE PARLAMENTO DEN |  görsel 1

  Güney Kürdistan'a dönük sınırötesi operasyon ve Erdoğan-Bush görüşmesiyle Kürtler Türkiye'de gündemin birincisi sırasına oturdu. Diplomasi trafiği sonucu adım adım bölgesel bir savaş içine sürüklenen Türkiye'de Kürtler üzerindeki baskılar da gün gün artıyor. Şiddetin ve saldırıların merkezine konulan Kürtlerin Meclis'teki iradesi DTP'nin en çok tartışıldığı bu dönemde, Kürtlerin siyaset tarihini araştırdık. Şimdiki Kürt siyasetine ve onun parlamento içindeki konumuna ışık tutması açısından hazırladığımız üç günlük yazı dizimizde, geçmişten günümüze Türkiye Kürtlerinin legalite ve parlamento deneyimlerini ele aldık. Dizimizin bugünkü bölümünde, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Kürtlerin siyasetteki konumunu araştırdık. Erzurum Kongresi ile Kürt Bölgesi'ne açılan M. Kemal, kongreden hemen sonra şu çarpıcı konuşmayı yapmıştı: 'Erzurum Kongresi olmasaydı Kürt-Türk birliği olmazdı. Kürt-Türk birliği olmasaydı Büyük Millet Meclisi, cumhuriyet, devlet ve bugünkü Türk uluslaşması olmazdı.'   19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve giderek güçlenen İttihat ve Terakki Fırkası, Kürtlerin ve Ermenilerin dikkatini çekerek, aydınlarının birlikte hareket etmelerini sağlar. Bu dönemde de Kürtlere karşı Osmanlıcılık ve İslamcılık kavramları altında çok sinsi bir politika izlenir   Bu yazımızda Kürtlerin Osmanlı'dan günümüze, öncelikle parlamentolar olmak üzere legal çalışma alanlarındaki deneyimlerini irdelemeye çalışacağız. Mevcut çalışma günümüzdeki Kürt siyasetine ve onun parlamento içindeki... Devamı

24 Ağustos 1920: Viranşehir, Milli Aşireti kuvvetleri tarafından

2013-01-18 05:15:00

  Osmanlı İmparatorluğu döneminde Urfa ve Viranşehir dolaylarında yaşayan Milli Aşireti, özellikle Arap kabilelerine karşı verdiği savaşlarla güç kazanmıştı. Osmanlı yöneticileri bir yandan aşireti kendi çıkarları için kullanırken, öte yandan fazla güçlenmesinden endişe duyuyordu. Kemalistlerle bir süre kısa bir ittifak yapan aşiret, bağımsız Kürdistan için ayağa kalkmasına rağmen Kemalistlere mağlup oldu. Arapların Şammar kabilesiyle uzun süren bir üstünlük mücadelesine giren Milli Aşireti, özellikle 19. Yy.ın ikinci yarısında güç kazanmış, bir süre Abdülhamit'in kurduğu Hamidiye Alayları'na da destek vermişti. Aşiretin yönetim merkezi olan Viranşehir, bir kale görünümündeydi. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanma sürecine girmesiyle birlikte, Milli Aşireti'nde de milliyetçi fikirler yayılmaya başladı. Kemalistlerin Kürtlere verdiği sözler nedeniyle, Milli Aşireti bir süre Kemalistlerle geçici bir ittifak yaptı. Ancak sonra derin bir öngörüyle Kemalistlerden uzaklaştı ve bağımsız Kürdistan fikirleriyle bir isyan başlattı. Aşiretin lideri olan III. Mahmut Ağa, Siirt'ten Dersim'e kadar olan bir bölgeyi kontrol altına aldılar. Kemalistler ilk olarak Milli Aşireti'yle anlaşma yoluna gitmek istedilerse de, bu düşünceleri gerçekleşmedi. Bunun üzerine Milli Aşireti'nin ayaklanmasının bastırılması için 13. Kolordu görevlendirildi. 18 Haziran 1920'de Milli Aşireti ile Kemalist kuvvetler arasında çarpışmalar başladı. Milli Aşireti, 25 Ağustos 1920'de Viranşehir'i ele geçirdi. Mustafa Kemal, Kemalist kuvvetlerin zaafını Nutuk'ta şu şekilde açıklıyordu: "Asiler, aman dilemek maksadıyla geld... Devamı

Osmanli Devleti ve Milli Aşireti

2013-01-18 05:12:00

  Milli Aşireti Osmanlı döneminde Doğu ve Güneydoğu?nun en büyük aşiretlerinden biri olarak bilinir. İbrahim Paşa?nın riyaseti döneminde Milli adını taşıyan aşiretler esas olarak Diyarbakır, Urfa ve Mardin üçgeninde yaşıyordu. Abdülhamid döneminde kurulan Hamidiye Alayları, sağladığı geniş imtiyazlar dolayısıyla, içlerinde Milli Aşireti?nin de bulunduğu diğer aşiretler tarafından ciddi rağbet gördü. Aşiretler bu alaylara katılarak gerek Abdülhamid döneminde gerekse sonraki yıllarda kuruluş gayesine uygun hizmet etti. Aşiretiyle birlikte bu alaylara dâhil edilen İbrahim Paşa ise,  devletin verdiği imkân ve yetkileri şahsi çıkarları doğrultusunda kullanarak bölgede ciddi huzursuzluklara yol açtı. Mesele; yerli ve yabancı unsurların Abdülhamid yönetimini eleştirmelerine fırsat verdiği gibi, bu meselenin kısa sürede çözülememesinden dolayı mağdur olan bölge halkı ve aşiretlerinin devlete olan güvenini de sarstı.     Giriş Doğu Anadolu?nun Osmanlı hâkimiyetine girişinden Tanzimat dönemine kadarki idari statüsünde önemli değişiklik olmamış, bölge yurtluk ve ocaklık adıyla mahalli beyler tarafından idare edilmiştir. Bu beyler ölüm ve ihanet dışında, imtiyazlı statülerini devam ettirmişlerdir. Tanzimat?tan sonra, devletin merkezî otoriteyi kuvvetlendirme politikaları çerçevesinde, Doğu?daki mahalli beylerin hâkimiyeti ve nüfuzları azalmıştır. Mahalli otoritelerin ortadan kaldırılmasıyla meydana gelen otorite boşluğunu merkezî hükümet tam manasıyla dolduramamıştır. Maddi nüfuza sahip ağalar, dinî nüfuza sahip şeyhler ve mahalli makamları kolayca elde edebilen şehirli eşraf tabakası; toplum üzerinde egemen güç olarak ortaya çıkmıştır. 1877-78 Osmanlı-Rus ... Devamı

ATATÜRK;ÜN AĞZINDAN MİLLİ AŞİRETİ

2013-01-18 05:07:00

  GÜNEYSINIRLARIMIZDA GEÇEN OLAYLAR Efendiler, bu tarihlerde güney bölgelerimizde de bizi ciddî bir şekilde uğraştıran önemli isyanlar çıktı : Milli aşiretinin beyleri olan Mahmut, İsmail,HaIil Bahur, Abdurrahman Bey'ler, güneyde, düşmanlarla gizlice ilişki ve bağlantı kurduktan sonra, Sürt'ten Dersim dolaylarınakad:ır uzanan bütün aşiretlerin beyleri sıfatını takınarak o bölge boş olmal: ve bölgeyi baskı altına alnıak davasına kalkıştılar. Fransızlar,1920 yılı Haziranının başlarında, Urfa'yı ikinci defa zaptetmek için hareket ettikleri zaman, Milli aşireti de Siverek'e doğru ilerledi buna karşı, o bölgede bulunan 5' inci Tümenimiz görevlendirildi. Butümen o bölgedeki millî kuvvetlerimizle de desteklendi.19 Haziran 1920tarihinde, birliklerimizin takibi altında, güneydoğu yöniinde düşman bölgesine kaçmaya mecbur edildi. Bu aşiret, bir süre düşman bölgesinde hazırlandıktan sonra, 24 Ağustos 1920'de üç bin atlı ve develi ve bin kadarda piyadeden ibaret bir kuvvetle yeniden bizim topraklarımıza geçti. Viranşehir yakınlarına geldi.Âsîler, aman dilemek maksadıyla geldiklerinisöyleyerek o bölgedeki komutanlarımızı aldatıp, tedbir almakta ihmaledüşürdüler. Bu sırada, o yakınlarda dağınık halde bulunan müfrezelerimize saldırarak onları yendiler ve 26 Ağustos 1920'de Viranşehir'i işgalettiler. Haberleşmelerimize ve bağlantımıza engel olmak üzere de, o bölgedeki bütün telgraf hatlarını kestiler. Ancak, on beş gün sonra, 5 inci Tümen in Siverek, Urfa, Resulayin ve Diyarbakır'da bulunan birliklerinden gönderilen kuvvetlerlebize bağlı aşiret kuvvetleri âsîleri yenebilmişlerdir. Takip edilen Milli yeniden güneye, çöle kaçtı. Efendiler, ... Devamı

Hamidiye Alayları ve Aşiretler Üzerindeki Etkisi

2013-01-18 05:01:00

  Giriş: Panislamizm genelinde şekillenen Sultan II. Abdülhamid devri pek çok açıdan Osmanlı Devleti’nin kurumsallaşmış yapısının dışavurumudur. İslami birlik düşüncesi, şekillenen diğer birlikleri engelleme olgusunu da birlikte getirmiştir. Bu durumdan en fazla etkilenen hareketler de Milliyetçilik eksenindeki oluşumlardır. Bir imparatorluk olan Osmanlı ülkesi pek çok ırkı içinde barındırmaktaydı. Fransız İhtilali ve sonrasında yayılan Milliyetçilik akımları Balkan uluslarının ayrılmasıyla başarıya ulaşmış, bu da ülke içindeki diğer etnik unsurlara ayrılık fikrini aşılamıştır. Doğu Anadolu’daki etnik çeşitlilik devletin buraya müdahalesini zorunlu kılmıştır. Hamidiye Hafif Süvari Alayları’nı meydana getiren düşünce büyük çoğunlukla bu fikir akımlarının mücadelesidir. Rusların kışkırtmasıyla silahlanan Ermenilere karşı, doğudaki Müslüman aşiretler devlet tarafından silahlandırılmış ve bölgede denge oluşturma çabası içine girilmiştir. Hamidiye Alayları’nı anlamak için bölgenin bu oluşumdan önceki durumuna bakmakta fayda vardır. Bölge gerek dini gerekse etnik manada bölünmüş şekilde yapılanmıştır. Hıristiyan olan Ermeniler, Süryaniler ve bazı Arap aşiretler ile Müslüman olan Kürtler, Araplar ve Türkler bir arada yaşamaktadırlar. Ayrıca Yezidî Kürtler gibi mikro gruplar da bölgenin halklarındandır. Burada en çok değineceğimiz iki grup Ermeniler ve Kürtler olacaktır. Kürtler Doğu Anadolu’nun en eski halklarındandır. Uzun yıllar boyunca etkisi günümüzde de hissedilmekte olan aşiret esaslı bir yapıya sahiptirler. Aşiret yapısı kan bağına ve ortak kullanılan toprak parçasına bağlıdır.[1] Kürtler bölgenin etnik yapısından ötürü tarı... Devamı

Fotoğraf

2013-01-18 04:58:00
Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

Keleşabdioğlu

2013-01-18 04:54:00

  Milli Aşireti, Kürtlerin Kurmançi grubuna mensuptur. Türkiye´nin gelmiş geçmiş en büyük sosyologlarından olan Ziya Gökalp, Hanili Ahmet´in Mem u Zin adlı hikayesinden yola çıkarak Kurmançilerin; Boti, Mehmedî ve Silîvî olarak üç kısma ayrıldığını; bunlardan Silîvîlerin de kendi aralarında Mil ve Zil olmak üzere ikiye ayrıldığını belirtmiştir. Mil´e ve Zil´e mensup olanlar manasında çok sonraları Milli ve Zilli olarak adlandırıldıkları Osmanlı Devleti kayıtlarına geçmiştir. Sözlü kaynaklara göre Mil ve Zil iki kardeşmişler. Milliler o dönemler Erzurum, Bitlis, Van ve Dersim şehirleri ile İran sınırında yaşamaktaydı.   Keleş Abdi BeG Dönemi Keleş Abdi BeG, Milli Aşireti´nin bilinen ilk reisidir. Kendisi, 18. yüzyılın başlarında doğdu. Dönemin Bağdat Valisi olan Ahmet Paşa´nın hizmetinde bulunarak onun güvenini kazanmıştır. Kazanılan güven onun aşiretin başına geçirilmesine sebep oldu.   Timur Bey Dönemi Keleş Abdi BeG´nın ölümünden sonra yerine oğlu Timur Bey geçti. Reisliğinin ilk döneminde devlet için yapmış olduğu hizmetlerden ötürü Mir-i Miran rütbesine sahip olmuştur. Bu rütbe Osmanlılar dönemindeki en yüksek rütbelerden biriydi. Ama zamanla birtakım olaylara sebep verdiği için idamına karar verilmiş, kendisi bunun üzerine isyana başlamıştı. İsyanı bastırmak için görevlendirilen Osmanlı paşaları; Süleyman Paşa ve İbrahim Paşa, Mardin´e gelerek isyanı bastırma girişinde bulunmuşlardır. Timur Bey, Osmanlı kuvvetlerine karşı gelemeyeceğini anladıktan sonra firar etmiştir. Büyük çoğunluğu Diyarbakır yöresi aşiretlerinden oluşan Osmanlı kuvvetleri Timur Bey´in kardeş... Devamı